21 Eylül 2011 Çarşamba

2

boyle gecmis birinci gunum. yaklasik 1 hafta sonra devam ediyorum ikinci gune. aslinda paradan bahseden kadinlardan bahseden adam olmak gelmiyor hic icimden. daha cok su on bin saat olayindan bahsedebilirim. on bin saat calismak, daha dogrusu bir isle on bin saat ugrasmak gerekliymis o iste cok basarili olmak icin. hadi cok populer ornekler verelim, maradona mesela, modern futbolun peygamberidir, on bin saat top oynadiktan sonra mi maradona olmustur. ben mesela, cok populer olmayan bir ornek vermem gerekirse, ilk gunlerimde cok kotu futbol oynardim. topa vuramayanlardandim... ilkokul sonrasinda ilk defa mac yaptigim gercegini de burada bir gecireyim dedim. su donemlerde mesela hali sahalarin aranilan, hatta inanir misiniz bilmem ama aranilan teknik kisilerindenim. baska ornekler de var. yasar kemal mesela, binlerce saat yazi mi yazmis? orhan kemal yillarca yazmasi sonrasi mi muhtesem bir yazar oldu? itiraf edeyim okumuyordum onu nobeli oncesi. aday oldu, populizm yapmayayim, daha dogrusu muhalefet yapmayim dedim. yapmamak icin benim adim kirmizi’yi okudum. okudugum hicbir seye benzemiyordu. kiviyi ilk kez yedigimde sanirim ayni hisleri duyumsamistim. hani dilinizin ustunde kalir ya o guzel tat. tekrar istersiniz ama evde bitmistir lanet meyve. gidip de alamazsiniz, cocuksunuzdur. o duygu cocukluga ait degilmis. benim adim kirmizi da bende o hisleri uyandirdi iste. bir daha yazilmayacak boyle bir kitap diye aglayacaktim neredeyse biterken... yasar kemal mesela, sayfalarca betimlemelerini yillar sonra yapmadi ki. bazilari dogustan yetenekli. buna inanmak istiyorum cunku ben de oyle olmayi umuyorum; veya kitap okumanin da bundan sayilmasini arzu ediyorum. gercekten, okumak da bu on bin saatten sayilmaz mi? kitap okumakta ustalasmaz ki insan? ben simdi gecen senekinden daha iyi bir okuyucu muyum? daha hizli da okumuyorum. evet evet kesin o benim yazarlik sureme ekleniyordur. umarim butun iyi yazarlar cok iyi okuyuculardir!


paranin onemi gibi birseyler yazsam sirada

ya da teror orgutu denilebilir mi askere sikana?

14 Eylül 2011 Çarşamba

charles bukowskiyi gercekten ornek aliyorum ken dime ama o kadar cok farkim var ki ondan... gerci boyle durumlarda benzerlikler sayilmali aslinda degil mi? mesela su an bu satirlari yazarken sarhos olmam veya onun dehasina sahip olamamamdan cok net haberim olamasi ayri konu, onunla onun en iyi oldugu yerde kapismaya calisiyorum. bukowski ile futbol macinda kapismak? bukowski muhtemelem adia bakinca polonya asilli bir amerikali, bu da onu eski dunyali yapiyor; yani aslinda futbolda da benden daha iyi olabilir. 70 yasinda yazdigi hikayeleri agzi acik okudugum bir adamdan bahsediyoruz. onun dehasindan. peki neden onunla kapismaya calisiyorum? ben de herkes gibi bukowski-chinaski mi demeiyim aslida?= olmak istiyorum. hayati sallamayan, dunyanin kurallarina-yanlislikla kral yazdim ki bence cok iyioldu- baskaldiran birisi olmak. boylece kral birisi olmak... hayatta kimseye eyvallahin olmamasi...ama bunu yapabilmek icin ickiye ihtiyaci n olup yazarak bundan bahsetmek... bu beni zavalli yapiyor. bu adamlar rock muzik tanimi aslinda. bu arada bukowski gibi birisi daha var tabi. baska bir deha.hemingway/... bu kralin da onunde egilin! birisi basindan geceenleri yazarken digeri hikaye konusunda bir deha. ben? 30 yasina kadar eline gecen herseyi okumaya calisan, ortlama ustu sendromundan mustarip, aslinda herseyi yapabile cegine son derece emin olan bir amerikan ruyasi sempatizani.... nasil? ilginc degil mi? cerrahim asinda, hastalari hayatlarini geri vermesem de onlarin icini aciyorum. hayatlarini degil ama belki hayalarini kurtariyorum. cocuk sahibi oluyorlar, veya dayanilmaz agrilarindan kurtuluyorular. peki ben bunu mu istriyorum? ben ortaokul hazirliktan beri yazar olmak istiyorum. ne kadar ukala oldugumu farettim, hadi siz de ogrenin. ben ilkokuldan itibaren elime ne geldiyse, ne gorduysem okudum. bol bol da aziz nesin... iyi bir zevkim varmis ki en iyisini okumusum. ve okudukca da ben de yazabilirim demisim... nasil bir ukalalik 10 yasindaki bir cocuktan? hem de bu satirlari 30una yaklasmisken yaziyorsa cok da basarili bir hayati olmamistir demektir. hayat oilginc bir deneyim aslinda. belki de herkesin imrendigi bir hayatim var. 28 yasinda, dunyalar guzeli bir karim var, cerrahim ve hayatta beni neler bekledigini az cok biliyorum. mutlu muyum? mutluydum. hayati boyunca mutliu olan insanlar vardir mutlaka etrafinizda. hep -son derece icten bir sekilde- gulumserler hayata. cok dogallardir ve gercekten mutlulardir. yakin bir arkadasimin degimiyle “prozac kazanina dusmuslerdir kucukken”. iste ben onlardanim. beni uzemezsiniz kolay kolay. sinirlenmem hemen iki dakikada. turkiyede doktorum ve daha bir hastaya hic bagirmadim. belki siz ust gelir grubu- hani su reyting arastirmalarinin ab gurubu saydigi- kisilerdensiniz, paso ozel hastanelere gittiniz ve herseyi anladiginizi dusunuyorsunuz- siktirin. oyle birisi yoktur. anlamazsiniz. anlayamazsiniz. karsinizdaki adam sizi acmaktan, vucudunuza 30 cm bir delik acip oradan bobreginizi almaktan bahsederken bunu anlamaniz mumkun degil! benim gibi anlayamazsiniz. zaten anlasaniz sigara icmezsiniz... neyse yine kafam uzaklara gitti. ozelestiri yapmam gerekirse, belki de en onemli kotu ozelligim olablilir bu benim. kafam dagiliyor. psikiyatride sizofreninin bir bulgusunun fikir ucusmalari oldugunu ogretmislerdi.. simdi bakiyorum ki bukowskiden baslayip ta sizofreniye gitmisim... gitmek de ne kelime. oralarda kalmis, psikotik bir bulgu ariyorum kendimde. neyse yeter kendimden bu kadar. baska seylerden bahsedelim.


1o bin saat onermesi

okudugum bir kitapta, bir iste cok basarili- dunya capinda basarili- olabilmek icin on bin saat antreman yapmak gerektigi yaziyordu gunde iki saatten bes bin gun yapar...bes bin gun... alti olsa, yaklasik 20 yil yapiyor. neyse. bu gunluk yeter, ben ilgimi kaybettim.